Her Plak Bir Hikaye Anlatır: XANADU'da Müzik, Günlük Yaşam ve Privia
Seul'ün Gwangjin Bölgesi, şehir merkezinin yoğunluğunun hemen dışında, Han Nehri'nin doğu kıyısında yer alıyor. Bu bölge, gençlik kültürünün enerjisiyle günlük yaşamın sade ritmini bir araya getiren canlı atmosferiyle bilinen bir semt. Myeongdong'a arabayla yaklaşık 30-40 dakika mesafede yer alan Gwangjin, turistik bölgelerin parıltısından uzakta, Seul'de gerçekten yaşamanın nasıl bir his olduğunu daha otantik bir şekilde deneyimlemek isteyenler için ideal bir adres. XANADU da tam olarak burada, müzikle gerçekten bağ kurabilmek için tasarlanmış bir plak barı olarak konumlanıyor. Bu mekan, DJ olarak da çalışan WUDA tarafından hayata geçirildi.
Açılışının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti ve XANADU, müzik dinleme alışkanlıklarımız ne kadar değişirse değişsin, analog pikapta özenle seçilmiş parçalar çalmaya devam ediyor.
"Modern hayatlarımız değişse de analog müziğin değerini korumak istiyorum. Müziğin ne kadar eski olduğunun önemi yok; bugün hala derin bir şekilde etkileyebilir. Burası insanların bu tür müzikleri keşfedebileceği bir yer olsun istiyorum."
Buradaki müzik, türlerle ya da çıktığı dönemle sınırlanmıyor; sınırların ötesinde, zamansız bir seçki sunuyor.
Ana prensip aslında çok basit: Şu anda kulağa hoş geliyor mu?
WUDA'nın müzikle kurduğu bağ çocukluk yıllarına dayanıyor.
"Müzik benim en yakın dostum gibi. Onsuz bir hayat düşünemem."
Müzik her zaman hayatının doğal bir parçası olmuş; onun için yaşamdan ayrı tanımlanan bir şey değil, tam tersine günlük anların içinde kendiliğinden var olan bir şey.
Gün geceye dönerken, DJ'lerden performans sanatçılarına, müzisyenlerden görsel sanatçılara kadar çok geniş bir kitle burada toplanmaya başlıyor. Herkes müzik üzerine sohbet ediyor, plaklar çalıyor ve kimi zaman spontane jam session'larla sesleri üst üste bindiriyor. Burası sadece müzik dinlenen bir yer değil. İnsanların buluştuğu, bağ kurduğu ve müziğin kendiliğinden yeni ilişkilerin kıvılcımına dönüştüğü bir alan.
Tam da bu yüzden Privia, kendini burada evinde hissediyor. WUDA, enstrümanı ilk gördüğünde bunun bu mekanın bir parçası olması gerektiğini neredeyse anında hissetmiş.
"Tam boy 88 tuşlu bir klavye olmasına rağmen çok şık ve zarif bir havası var. Buradaki atmosferle zahmetsizce uyum sağlıyor; sanki en başından beri bu mekana ait olması gereken bir enstrümanmış gibi hissettiriyor."
Privia'yı çaldığında ise bu his çok daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.
"Sesi harika ve tuşesi son derece doğal. Çalması gerçekten keyif veren bir enstrüman."
Geleceğe bakarken WUDA'nın en büyük dileği, Privia'nın bara gelen müzisyenler arasındaki bağı daha da güçlendirmesi.
"Buraya pek çok piyanist geliyor. Bu mekanda birlikte ses üretmelerini, farklı ifade biçimlerini keşfetmelerini çok isterim. Yeni seslerin, yeni fikirlerin burada doğması harika olur."
PX-S1100BK
adı / DJ WUDA
mesleği / Plak barı Sahibi / DJ